Eyüpsultan’da Fatih Savaş ile huzur dolu sohbet programı
Eyüpsultan Belediyesi tarafından Ramazan ayına özel olarak düzenlenen, Ömer Toraman'ın moderatörlüğünü yaptığı, ilahiyatçı yazar Fatih Savaş'ın konuk olduğu “Eyüpsultan’da Huzur” temalı Ramazan Sohbeti programında maneviyat dolu bir sohbet gerçekleşti.
Eyüpsultan Belediyesi’nin, Ramazan ayının manevi atmosferini sanat, edebiyat ve musiki ile buluşturan etkinlikleri devam ediyor. Bahariye Caddesi’nde kurulan etkinlik çadırında gerçekleşen dinletiler ve Ramazan sohbetleri, Eyüpsultanlılara ve ilçeye gelen misafirlere huzur dolu akşamlar yaşatıyor.
Ramazan etkinlikleri kapsamında etkinlik çadırında her hafta Perşembe günleri düzenlenen “Eyüpsultan’da Huzur” temalı sohbetin moderatörlüğünü Ömer Toraman yaparken, programın konuğu Fatih Savaş oldu.
“RAMAZAN-I ŞERİF AYI BİZİ ADAM ETMEYE, YERDEN KALDIRMAYA GELİYOR”
Savaş, çocukluğumuzda büyüklerden çok sık duyduğumuz, büyüdükçe unuttuğumuz “Ramazanla aran nasıl?” sorusunu hatırlatarak başladığı sohbette şunları söyledi: “Bir büyük olarak değil de, bir küçüğünüz olarak bu soruyu yaşatmak istedim. Ramazanın bence bizimle arası güzel, neden? Her yıl on gün erken geliyor, bizi özlüyor. Biz Ramazan'ı memnun eder, Ramazan'da bizi memnun ederse inşallah. Hani Kur'an-ı Kerim'de bir ayet var ‘Kul Allah'tan razı, Allah kuldan razı. Böyle bir mertebe var ve bunu Kur'an-ı Kerim ifade ediyor. Ramazan-ı Şerif ayı da bizi Adem kılmaya, adam etmeye, yerden kaldırmaya, orucuyla bizi ellerimizden tutup yukarıya, semaya kaldırmak anlamında geliyor esasında. O yüzden bizler bu şuurda, bu güzellikte bu ibadetleri yaparsak Ramazan'da bizden memnun, biz de inşallah ondan memnun olacağız.
“MAĞFİRET NEDİR?”
Mağfiret günlerindeyiz. Bu mağfiret nedir? Buradan bir başlayalım. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonundaysa cehennemden kurtuluş diyoruz. Nasıl kurtulacağız? Nasıl kurtulmamız gerekiyor? Tam olarak kurtulmamız gereken şey ne? Dolayısıyla böyle bir tövbe istiğfar ekseninde bugün biraz konuşalım istiyoruz. İstiğfar ne demek? Tövbe ne demek? Bir insan hata eder, yanlış yapar, kusur işler, pişman olur. Pişman olduktan sonra da Allah ile irtibata geçerek Allah'ım ben ettim, sen etme demektir. Özeti bu. Ama tövbe, Allah'a söz vermektir. Ama eğer bir insan yapmış olduğu kusurun farkına varmaksızın dil sadece tövbe ederse bir anlamı olmaz. Önce yapmış olduğumuz yanlıştan bir pişmanlık, bir nedamet duyacağız. Bu nedameti duyduktan sonra Allah ile bağ kurup, Allah'ım beni affeyle, bir daha bu günahı işlememek üzere sana söz veriyorum demenin adı Tövbe. İnsan bir hata eder. Hatanın neticesinde pişman olur. Pişmanlığın neticesinde Allah'a ellerine açar. Allah'ım beni affet demektir tövbe.
“İBADET DEYİNCE AKLIMIZA KUL HAKKI GELMELİ, KAMU HAKKI GELMELİ”
Hani şair diyor ya, ömür dediğin üç gündür. Dün gelip geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür. Anı değerlendirmek lazım. Anı nasıl değerlendireceğiz? Allah'ın rızasını kazanarak yapmış olduğumuz bütün güzellikleri rıza-i bari doğrultusunda yapmakla mümkün. Sadece ibadetler noktasında hac, zekat, namaz aklımıza gelmesin. Bunlar olmazsa olmazımız. Bunlar zaten Allah'a olan borçlarımız. Ama ibadet deyince aklımıza kul hakkı gelmeli. Kamu hakkı gelmeli. Yetimin, öksüzün himayesi gelmeli. Yolda giderken rahatsız edici bir nesneyi kenara koymak gelmeli. Kalp kırmamak gelmeli. Gönül yıkmamak gelmeli.
“ALLAH MERHAMETİ YÜZ EŞİT PARÇAYA BÖLMÜŞ. 99'UNU KENDİ KATINDA SAKLAMIŞ”
Mevlana Hazretleri bin kere tövbeni bozsan da yine gel diyor. Dolayısıyla bizler tövbe ediyoruz ama yarın aynı günaha devam edebiliyoruz. Bir savaş var, hak ile batıl noktasında. Biz her zaman irademizi nefsimizin önünde tutmak durumundayız. Ancak tutamadığımız takdirde yine tövbeleri yaptığımız takdirde Allah bize merhamet edecek. Çünkü Allah merhameti yüz eşit parçaya bölmüş. 99'unu kendi katında saklamış. %1'ini tüm kainata taksim etmiş. %1'lik düşen payımızla bizler merhamet duygusunu hayata geçiriyoruz. %100 merhametin sahibi olan Allah'a da sonsuz iman ediyoruz, O'na güveniyoruz. Bu vesileyle Allah hepimizi merhametiyle kuşatsın inşallah.
“BİR BAŞKASININ KURTULUŞU İÇİN DUA ETMENİN ADI İSTİĞFAR”
İstiğfar nedir? Bir başkasının kurtuluşu için dua etmenin adı istiğfar. Peygamber efendimiz günahsız ağızlarla dua edin demiş. Diyor ki siz bir başkası adına dua ettiğiniz zaman o günahsız ağızla yapılan bir duadır. Hepimizin birbirimize duaya ihtiyacı vardır. İstiğfar da böyledir. Yani biz bir başkası adına onun bağışlanması için Allah'a dua ederiz ama herkes tövbesini bireysel yapar. Bazen kendi adımıza istediğimiz olmaz da bir başkasının bizim adımıza istediği bizim istediğimizden daha evladır. O yüzden önce başkası adına isteyelim. Kendimizi en sona bırakalım ki belki onların hürmetine bizim o cömertliğimize Mevla daha cömert davranıp bizim isteyemediklerimizi de bize bahşedebilir diyelim.”
Ara ara, Taksim Camii Müezzin Kayyımı Hasan Akıntaş’ın seslendirdiği tasavvuf musikisinden güzel eserlerin dinlendiği, Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldığı program dualar ile sona erdi.