“Eyüpsultan'da Huzur” sohbetleri devam ediyor

Eyüpsultan Belediyesi’nin, Ramazan ayına özel hazırladığı, maneviyat ve sanatla dolu programlar devam ediyor. Fatih Savaş’ın moderatörlüğünü yaptığı “Eyüpsultan’da Huzur” temalı sohbet programına konuk olan Araştırmacı – Tarihçi Mutlu Dikmen, Eyüp Sultan Hazretleri, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve Ramazan ayına dair kıymetli bilgiler aktardı.

Eyüpsultan Belediyesi tarafından, Bahariye Caddesi üzerinde kurulan etkinlik çadırında her gün, Eyüpsultan’ın maneviyatına uygun programlar düzenleniyor.

Bu programlarda birbirinden değerli konuklar, özellikle Ramazan ayı ile ilgili çok değerli bilgileri dinleyicilerle paylaşıyor.

Fatih Savaş’ın moderatörlüğünü yaptığı ve Ramazan ayı boyunca her hafta Perşembe günleri düzenlenen “Eyüpsultan’da Huzur” temalı sohbet programının konuğu bu kez Araştırmacı – Tarihçi Mutlu Dikmen oldu.

“BÖYLE KIYMETLİ BİR AYDA BURADA OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUM”

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Eyüp Sultan Hazretleri, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve Ramazan ayı ile bir konuşma yapan Mutlu Dikmen şunları söyledi: “Semti mukaddes olan Eyüp Sultan Hazretleri'nin huzurunda bulunmak, Eba Eyüp El Ensari Hazretleri'ne komşu olmak, onunla aynı atmosferi birlikte solumak, ona komşu olmak elbette çok büyük bir nasiplilik. Ramazan-ı Şerif, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın beyanıyla başı rahmet, devamı mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluş olan böyle kıymetli bir ayda burada olmaktan çok mutluyum. Bu güzel organizasyon için Eyüpsultan Belediyesi'ne çok teşekkür ediyoruz.

EBA EYYUB EL-ENSARİ HAZRETLERİ'NİN HUZURUNDA MİSAFİRİZ

Öyle bir zatın huzurundayız ki Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'a komşu. Şu an huzurunda bulunduğumuz Halid ibni Zeyd hazretleri, sizin bildiğiniz ismiyle Eba Eyyub El-Ensari, Eyyub Sultan hazretleri, Resulallah Aleyhissalatü Vesselam’ı, evi yapılıncaya kadar misafir etti. Bizler de şu an Eba Eyyub El-Ensari Hazretleri'nin huzurunda misafiriz. Ve Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ı misafir eden Eba Eyyub El-Ensari Hazretleri'nin huzurunda olmaktan, onun misafiri olmaktan, öyle eşsiz arkadaşlarımızla birlikte olmaktan gerçekten çok mutluyuz.

KENDİNİZİ, NESLİNİZİ VE AİLENİZİ CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUN

“Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın Ramazan-ı Şerif için başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtulma diyor. Ramazan-ı Şerif bir fırsat olarak bize sunuluyor. Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam birkaç yerde yazıklar olsun ifadesini kullanıyor. Onlardan birisi şu, her kim annesi babası yanında yaşlanır, acizlik dönemlerini görür, onların rızasını alarak cenneti hak edemezse yazıklar olsun diyor. Bir başka hadis-i şerifte, her kim Ramazan-ı Şerif'e sağlıklı şekilde erişir, Ramazan'da Kur'an'ıyla, duasıyla, oruçlarıyla sevabını, karşılığını ancak Allah'ın vereceği bu mukaddes ayda, ibadetle cenneti kazanamazsa ona da yazıklar olsun demiş. Ayşe validemiz diyor ki, üç hilal görünürdü ve görünmez olurdu, bu üç ay demek, bizim evimize iki siyah şey girerdi diyor. Birisi su, bakır bir kabın içerisinde su siyah bir renk alır, diğeri de hurma. Bizim evimize üç ay boyunca başka bir şey girmezdi, yiyecek olarak diyor. Böyle bir durumda, bu mütevazılıkta bile Efendimiz yarım hurmayla bile olsa infak eder, sadaka verirdi. Ve derdi ki bize, yarım hurmayla bile olsa kendinizi, neslinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun. Ramazan-ı Şerif'te Kur'an-ı Kerim okurdu. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Ramazan'ın son on gününde itikafa kapanır, inzivaya çekilirdi. Son on gün boyunca dünyevi bütün işlerden elinizi ayağınızı çekiyorsunuz, ölmeyecek kadar yiyip içiyorsunuz, uykunuz geliyor, orada uyuyorsunuz, uyanıyorsunuz, günlük zikirlerinizle meşgul oluyorsunuz, Kur'an-ı Kerim'inizi okuyorsunuz. Kur'an'ın indiği ayda Kur'an-ı Kerim'in hakkını veriyorsunuz, buna itikafa girmek deniyor. Tabiri caizse huzur-u mahşerin bir provasını yapıyorsunuz, ölmeden ölüyorsunuz, ölmeden ölerek kendinizi şöyle bir hesaba çekiyorsunuz. Peygamber Efendimiz'in öğretileri doğrultusunda bütün sahabe-i güzinin de Ramazan-ı Şerif'i böyle geçerdi. Kendilerini şöyle bir çek ederlerdi, şöyle bir kontrol ederlerdi, Allah'la olan mesafelerini ölçerlerdi. Yapabiliyorlarsa Ramazan-ı Şerif'te umrelerini de yaparlardı. Kabe'de, o mahşeri kalabalığın içerisinde huzura ererler, ölmeden ölmenin provasını yaparlardı. Mevlana Celalettin Rumi diyor ki, bir kul ölmeden ölürse, ahiretin hesabını yaparsa inşallah dünya telaşından kurtulur. İşte bu dünyada insan ölmeden ölürse dünya onu baş tacı yapar, hem de ahirete hayırlı bir azıkla gitmiş olur.

“RAMAZAN BİR KAZANIM AYI, BİR FIRSAT AYI”

Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifinden, ashabı güzinin beyanatından, hal ve hareketlerinden, Allah Resulü'nün kıymetli sünnetinden anlıyoruz ki Ramazan-ı Şerif kendimize gelme ayı. Sevapların, Cenab-ı Allah'ın lütfuyla binlerce hikmetli şekilde dağıtıldığı bir ay. Bir Kur'an-ı Kerim okuyorsunuz, sahir zamanda okunan Kur'an-ı Kerim'den bin derece, yüz bin derece bir oruç tutuyorsunuz, Cenab-ı Allah diyor ki kulum benim adıma oruç tutarsa onun mükafatını ancak ben veririm. Efendimiz'in hadis-i şeriflerinden, Efendimiz'in hayatından anlıyoruz ki Ramazan bir kazanım ayı, bir fırsat ayı. Altından bir şelalenin altındayız tabiri caizse, bir kazanma kuşağındayız tabiri caizse. Rabbim inşallah kulluk yolunda, Ramazan'dan hakkıyla istifade etme yolunda cümlemizi muvaffak eylesin.”

Programda, ilahi sanatçısı Hasan Akıntaş da seslendirdiği eserlerle geceye eşlik etti. Maneviyatın ve musikinin iç içe geçtiği program, katılımcılara huzur dolu ve unutulmaz bir Ramazan akşamı yaşattı.

Eyüpsultan'a Değer Katan Markalarımız

Whatsapp
Whatsapp İletişim