Ramazan Sohbetlerinin konuğu Saliha Erdim oldu

Eyüpsultan Belediyesi’nin Zal Mahmut Paşa Külliyesi’nde Ramazan ayına özel hazırladığı Ramazan sohbetlerinin konuğu uzman aile danışmanı ve yazar Saliha Erdim oldu.

Erdim, hayatın merkezine temas eden bir konu olarak değerlendirdiği “İnsan Değer Gördüğü Yerde Yetişir” isimli programda dinleyicilerle şunları paylaştı:

“RABBİM ‘BANA GÖRE YAŞA’ BUYURUYOR”

“Yeryüzü insan için yaratıldı. Rabbim bu dünyanın imarını, güzelleştirilmesini, kendisini doğru tanıtmak, doğru yaşamak ve hakiki bir kulluk, hakiki bir ümmet bilinciyle hayatı tanzim etmek üzere bizi yarattı. Ve buyurdu ki ‘Sizi nasıl davranacağınızı görmek için yarattım’. Her durum, her olay bir sınav, bir deneme. Rabbim buyuruyor ki ‘Bir gün bana döndürüleceksiniz’. Rabbim; ‘Kuralları koyan benim, yasakları, helalleri bildiren benim, kainatın işleyişini yöneten benim, ben sahibim, ben malikim, ben yöneticiyim, ben akılların almayacağı bir ilim sahibiyim, bana göre yaşa’ buyuruyor. Anlam olarak, mana olarak bizim çıkarmamız gereken şey bu.”

“BİR DURUMUN DOĞRU ANLAŞILABİLMESİ İÇİN İNSANIN AKLİ MELEKELERİNİN GELİŞMİŞ OLMASI GEREKİR”

“Bir durumun doğru anlaşılabilmesi için insanın akli melekelerinin gelişmiş olması, tabiri caizse aklının büyümüş, çoğalmış, bizi istikamete sevk edecek doğru bilgilerle beslenmiş olması gerekir. Bu bilgiler bizi düşündürür. Düşündüğümüz müddetçe ilişki içinde olduğumuz insanlar, olaylar bu düşünceyle harmanlandığında bizde bir duygu oluşur. Bizim duygumuz hangi istikamette yoğunsa gözümüz de, gönlümüz de, ayaklarımız da, bedenimiz de bizi o tarafa doğru sevk eder. Nerede güçlü bir duygu vardır insan oraya akar, nerede güçlü bir duygu vardır yapacaklarını coşkuyla yapar, nerede güçlü bir duygu vardır orada biter, orada büyür, orada çoğalır. O yüzden de psikoloji, psikoterapi eğitimlerinin önemli bir tespiti vardır: ‘Bir insanın neden böyle davrandığını anlamak isterseniz onu hareket ettiren duyguya bakınız’. Bizim duygularımız değiştiğinde yaptıklarımız değişir, duygularımız değiştiğinde bakışımız, verdiğimiz mesajlar ve yaptıklarımız değişir.

“YÜREK DOLUSU SEVMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Benim zihnim bir anlam arayışı içerisinde. Niçin sorusunu soruyor. Ben niçin bu tesettürü takacağım? Niçin namaz kılacağım? Niçin insana değer vereceğim? Ben niçin varım? Allah beni hangi maksatla yarattı? Eğer ben bunun beynimi ikna edecek doğru cevabını bulursam o zaman benim zihnim nasılını sorar. Niçini olmayanın nasılı olmaz. Peki nasıl yapacağım? Tamam anladım, ben şu sebeple buradayım, peki burada olmamın hakkını verebilmek için nasıl yaşamam lazım? Nasıl düşünmem lazım? Nasıl hareket etmem lazım? Kimlerle birlikte olmam lazım? Buradan sonra duyguya ihtiyaç var. Eğer duygu olmadan bir eylemi yapıyorsak bu akılla yapılan bir eylemdir. Sürükleyici motor gücü duygudur. Duygu yoksa akılla bir noktaya kadar gider. Ama yürek desteği yoksa o uzun süre devam edemez. O yüzden bizim sevmeye ihtiyacımız var, yürek dolusu sevmeye ihtiyacımız var.”

“SEVMENİN İLK KOŞULU TANIMAKTIR, ANLAMAKTIR, BİLMEKTİR”

“Sevmenin ilk koşulu tanımaktır, anlamaktır, bilmektir. İnsan bilmediğini sevemez. Bilmediğinin, tanımadığının peşinden değer yükleyerek koşamaz, ona adanamaz. Rabbimiz ne yaptı? On iki buçuk sene kendisini tanıttı. Kainatı nasıl yarattı? Kendisi nasıl büyük? Yerleri gökleri nasıl yarattı? Niye peygamber gönderdi? Niye bunları bizden istiyor? Kullarının gönlünü o kadar işledi ki ‘Emret Ya Rabbi hazırız’ noktasına gelince Allah-u Teala da onlardan taleplerde bulundu. Hazırladı, bir duygu oluştu. İnsanlar o kadar yürekten bağlandılar ki, o kadar yürekten yöneldiler ki artık onlar için ölüm Rabbine kavuşmak oldu. Bu bir mertebedir, bu bir aşamadır, bu aşılması gereken seviyedir. O yüzden de tanımak, anlamak, bilmek sevmenin ön şartıdır. İnsan Rabbini ne kadar bilirse, Esmalarını ne kadar iyi öğrenirse o kadar iyi tanır. Allahım sen ne büyüksün der, Ya Rabbi sen ne muazzamsın der ve kuluna ne kadar değer veriyorsun, sen ne muhteşemsin.”

“RABBİMİZİN EŞSİZ SANAT ESERİYİZ”

“Sayısız ruhların içinden her birimizi Rabbim bu dünyaya gönderdi. Lisan-ı hal ile dedi ki ‘Bu dünyanın sana ihtiyacı var’. ‘Ben sana öyle yetenekler verdim, öyle güzellikler vaad ettim, bu dünyanın sana hayran kalacağı öyle nitelikli vasıflar yükledim ki bunları ortaya çıkar, insanlar eserden müessere yol bulsun’. ‘Ya Rabbi ne muhteşem kullar yaratıyorsun, bir kul neler yapabiliyor’ desin. Bir eser gördüğümüz zaman altındaki imzaya bakarız. Kim yapmış bunu deriz. Bir insanın her hücresinde Rabbimizin imzası var. Biz insanlar olarak Rabbimiz gibi en muhteşem sanatçının eşsiz bir sanat eseriyiz. Bugüne kadar yeryüzüne gönderilmiş milyarlarca insandan, sayısını aklımızın alamayacağı kadar insandan hiç birisi birbirine benzemiyor.”